«
Geleceğin Gizlendiği Web 3.0 Hayatımızı Nasıl Etkileyecek

Son dönemlere damgasını vuran Web 3.0 hayatımızı nasıl etkileyecek? 1989’da CERN de çalışan ve Avrupa’nın en büyük internet dağıtım node’sine sahip olan yer olduğundan Tim Berners-Lee,   World Wide Web terimini ortaya atmış TCP/IP  protokolü ve alan adı sistemi ile dünyayı saran internet ağ sistemine katılma ve bu ağı geliştirme fırsatını bulmuştu. 1994’te de Berners-Lee,  MIT (Massachusetts Institute of Technology) üniversitesinde çalışmalarına devam ederek dünya çapında ağ konsorsiyumu’nu kurmuştu. Burası web’in kalitesini iyileştirmek için standartlar ve öneriler sunan çeşitli şirketlerden oluşuyordu.

Berners-Lee internet ağ kullanım fikrini, hiçbir patent ve telif hakkı ödenmeden serbestçe kullanılabilir hale getirmiş ve bu sistemin telifsiz teknolojiye dayanması gerektiğine inanmıştı. Böylece herkes tarafından kolayca benimsenmesini sağlayabilmişti. 1980-90 yıllarında sadece okuyucu olarak katılabildiğimiz web 1.0 da bilgilerin karmaşıklığı nedeniyle aradığımızı bulmakla fazlasıyla meşgul olup zamanımızın çoğunu hatta tüm günümüzü harcamamıza neden oluyordu. Aynı zamanda o dönemlerdeki internet sitelerinde kullanıcılar yorum yazma, hesap açma, profil oluşturma, alışveriş gibi işlemler yapması yaygın değildi. [1]

Dial-up modemler ile bilgi göndermek ve almak için “çevirmeli” standart telefon hatlarını kullandıkları internet bağlantısının kablo ve ADSL ile karşılaştırıldığında çok daha yavaştı. Çok fazla bağlantı ve açılmayan internet siteleri ile karşılaşılıyordu. Bu durum karşısında insanlar tarafından yeni bir Web sisteminin gerekliliği hissedilmeye başlanılmıştı.

Web 2.0 de ne değişmişti?

2000-2005 yıllardan itibaren artık sadece okuyucu değil internette web sayfalarına aktif olarak katılma fırsatı elde edilmiş olunmaktaydı. Bu dönem sonrası aynı zamanda telefonların gelişmesi sayesinde kullanıcılar akıllı telefonlar ile internete bağlanabiliyor fotoğraf, video çekebiliyor, youtube, instagram ve facebook, twitter vb. şirketler üzerinden kendi ürünlerini bilgi ve görüntülerini paylaşarak içerik üreticisi olunan bir döneme giriliyordu. Bu içeriklerden sadece linke yani beğenilme ihtiyacı veya cüzi miktar gelir elde edilmesi, harcanılan zamanın sağlayabileceği faydaları düşünmeden kullanmasına neden olmuştu. Çoğu zaman bu tek merkezli yönetime sahip şirketler kullanıcılardan içerik üretiminde dakika, izlenme zamanı,  abonelik sayısı ve like, yorum gibi istediği koşulları nedeniyle para kazanmadan veya çok az miktar kazandırarak kullanıcıların hem kişisel bilgilerini özel firmalar için kullanıyor hem de kullanıcılardan izinsiz kazanç elde etmiş oluyorlardı.

Günümüzde varlığı devam eden Web 2.0 da; semantik (akılcı) bilgi sisteminin olmaması nedeniyle faydasız içerikli şeyler ile insanlar kendileri adına verimli bir şey elde edememesine, hatta aranılan bilgiler internetin çöplüğe dönüşmesi sonucu metnin veya videonun tam olarak neresinde olduğunu bulunamaması sonucu bir şey elde edilememesine neden oluyordu. Ve elde edilen bilgilerin doğruluğunu, verimliliği ve kalitesini sorgulayan bir sistem olmadığı için çoğu zaman bu bilgilerin kalıcı olamamasına veya bilgilerin zamanla değersizleşmesine neden oluyordu.

Web 3.0 ile ne değişecek

Kalite sisteminin savunucusu Edward Deming 1950’de “Kalite denetlemeyle değil, sistemin geliştirilmesi beraberinde gelmektedir. En iyi ekonomiye ve üretime sahip olmayı başarma, kaliteyi nasıl arttıracağını bilmekten geçmektedir. İnsanlar kalitenin kontrolü konusunda çağın yeni felsefesini ve gelecek felsefesinin sınırlarını belirlediği çerçeveye hakim olmak zorundadır, bu yüzden sürekli gelişme gerekli olmaktadır.” demiştir.[2]

Web 3.0 kavramı, geleceğin internetinin merkeziyetsiz (decentralized)  ve eşten eşe (peer to peer) olacak şekilde kullanılabilmesi ve tamamen blokzincir (Blokchain) destekli ve kişiselleşmiş olması ile Deming’in bahsetmiş olduğu yeni ve gelecek felsefesinin günümüzde sınırlarını içeriyor olmaktadır. 

Değişen zamanı ve gücün artık dağıtık yapılarda olduğunu hatırlatan Web 3.0 da hem içerik üreticileri hem internet gezginleri için kullanıcıların verdikleri bilgilerin hazırladıkları videoların kalitesi ve verimliliğini izleyicilerin isteği üzerine şekillenecek olması aynı zamanda buna göre ücret kazanılacak olunması çok önemli olabilecektir. Merkezi yapının olmadığı ve bu sistemin insanları istedikleri gibi sınırlandıramadığı,  yön veremediği bir düzen gelecek olması günümüz için artık beklenen bir durum haline gelmiştir.

Web 3.0 ve Blockchain üzerinden geliştirilen uygulamalar ile merkezi olmayan cüzdanların ve kripto paraların kullanılarak bilgiye ulaşmak için hem özgür olunup hem de semantik sistem (akıllı yönlendirmeler) kullanılması, zaman harcamadan istenilen bilgiye ulaşabilmeyi sağlanabilinecektir. Bu sisteme ayak uyduramayan şu anda var olan merkezi firmalar zamanında ayak uydurmayan firmalar gibi önce değeri azalacak sonrasında yok olacaklardır. Örnek Altavista, Yahoo, e-kolay net,  Hotmail vb…[1]

“Bankalarca Kullanılacak Uzaktan Kimlik Tespiti Yöntemlerine İlişkin Tebliğ Taslağı” yürürlüğe girdiğinde, ıslak imza sürecinin ortadan kalkacağını ve henüz müşterileri olmayan kişilere uçtan uca dijital bir deneyimle dakikalar içinde müşteri olma imkanı sunabileceklerini belirten” İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Sezen, ​​​​​​​finansal sistemdeki verilerin API’ler aracılığıyla 3. partilerin erişimine açılmasını sağlayan açık bankacılık uygulamalarına dair düzenlemelerin yıl sonuna kadar yapılacağını bildirdi. Karekod, yapay zeka ve Blockchain sistemi ile finansın tüm sektörlerinde yapılacak yeniliklere ayak uyduramayanların yok olacağını dile getirmişti. [3]

IoT (Internet of Things)’ın Web 3.0’da önemi

Günümüzde kullanıcıların teknolojik cihazların sayısının artması ve buna bağlı verinin büyümesi ile IoT (Internet oThings) yani nesnelerin interneti denilen kavramı ile internet ağını kullanan birçok farklı yapı oluşmasına neden oldu. Tamamen insanların yararına olacağı düşünülen bu yapı ile tüm elektronik cihazların ve ev aletlerinin de birbiri ile iletişime geçmesi ve hayatımızı kolaylaştırması hedeflenmekteydi. Sırf bu sebeple IP adresi sistemi bile değiştirilerek önceki IPV4 bırakılıp çok daha fazla IP adresi üretebilmeye yarayan IPV6 sistemine geçilmeye başlanılmıştı.

Daha önceki IPV bağlantıları bu kadar çok akıllı cihazın internete bağlanması yönetilmesinde yeterli olmaması nedeniyle böyle bir zorunluluğa yol açmıştı.[5] Web 3.0 ile IoT ile Arduino kodlarıyla bağlantılı firmayı ve yapay zekayı oluşturan Blockchain kripto sözleşmeleri sayesinde insanların rahat ve güvenli şekilde cihazlarını kullanması sağlanmış olunması hedeflenmektedir. Bu akıllı sözleşmeler ve IoT ile yaşam şekli geleceğin sektörünü de oluşturacağı düşünülmektedir.

Günümüzdeki kullanıcıların en önemli isteği internete aktif olarak katılma düşüncesi, gördüğü en büyük problemlerden birisi insanların geçmişten gelen kullandıkları ürünlerin, dinledikleri, izledikleri, yedikleri, içtikleri, şeylerin sağlıklarını ilgilendiren bilgilerin herhangi bir şekilde açık ve anlaşılabilir olmaması nedeniyle birçok hastalığa maruz kalması olarak ifade edilmektedir. Fakat Blockchain üzerinden kullanılan ürünlerin geçmişi ile ilgili yapılan bilgilendirme ve yönlendirme sayesinde takip edilebilirlik, daha kaliteli, sağlıklı ve kontrollü olarak insanların hayatlarına yön verme imkanı bulabileceği düşünülmektedir.

Aaron Swartz’ın düşüncesi Web 3.0 ile sağlanabilir mi?

11 Ocak 2013’te vefat eden Aaron Swartz’ın programcı olarak savunduğu düşünce, insanların dünyayı değiştirebilmesi yani bilginin birikimli ilerlemesiydi. Bunun içinde bilgi özelleştirilmesinin karşısında durulmasıydı… Tim Berners Lee’yi örnek alan ve World Wide Web’in ağ yapısının dünyaya yayılmasını sağlayan ücretsiz olma fikrini her zaman Aaron Swartz benimsemişti. Bu ücretsizlik fikri ile internet tüm dünyaya hızlıca geniş bir kitleye yayılabilmiştir. Aaron’a göre bilgi, bilimsel makaleler dünyanın ve insanlığın ilerlemesi içindir.

Bu yüzden MIT (Massachusetts Institute of Technology) ile JStor arasında gerçekleştirdiği bilginin ücretli satılmasına karıydı. Üçüncü kişilerin (yani merkezi noktadan) bunları depolayıp para ile satılmasının doğru olmadığını söylemiştir. Bu yüzden bilgileri halka açık hale getirdi. Bu durumdan dolayı üzerinde oluşturulan hapis ve para cezası istemi psikolojik olarak sıkıntıya girmesine ve hayatını kaybetmesine neden olmuştu.  [4] Günümüzden bakılınca Aaron’nun istediği bu düşüncenin en iyi hızlı şekilde gerçekleşmesi merkezi olmayan yapılar sayesinde sağlanabileceği öngörülmektedir. Açık kaynak kodlu yazılımlar da dahil bilgi paylaşımı Web 3.0’ın en önemli özelliğidir. Günümüzde ki sistemde bir uygulama yapıldığı zaman açık kodla yapılmadığı zaman her üretken kişi kendi uygulamasını sıfırdan inşa etmek zorunda kalması, kod yazmak için büyük zaman harcanması büyük bir sıkıntıdır.

Açık kaynak kod ile yapılmış bir uygulamayı geliştirmek çok daha kolay ve dünya için hızlı ilerleme sağlanması adına çok önemli olacağı düşünülmektedir. Aaron bilimsel makalelerin paylaşımının para sonucu satılmasını reddeden eylem sonucu gerçekleşen davasında görüldüğü gibi, davaları ve gelişmeyi yönelik oluşturulmuş kanunları, hukuk şirketleri yönetiyordu büyük şirketlerin para ile giremediği hiçbir yer olmadığı fark edilmişti. Web 3.0 ile dağıtık yapı gelmesi ile bu firmaların aynı derecede hukuku etkileyemeyeceği düşünülmektedir. Böylece Web 3.0’ın adalet sistemini bile düzeltici yönde değiştirebileceği öngörülmektedir.

Bir Cevap Yaz
What Was Your Reaction?

NFT Haber Hakkında

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *